KuZeNLeRiN MeKaNı
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
» Nick Fabrikası :D
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:29 pm

» Jean-Christophe Grangé
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:24 pm

» Şarkıcıya İnanmıştım Şarkıya Değil
tarafından CeZæhra Çarş. Haz. 10, 2009 2:16 pm

» Ceza - Paydos
tarafından ExenForum.Net Salı Haz. 09, 2009 5:38 pm

» Kan Grubunuz
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:27 am

» Need For Speed: Shift Tüm Araba Ve Yol Listesi
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:24 am

» 2 Türk Vatandaşında "Domuz Gribi" Vakasına Rastlandı
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:21 am

» Alaturka Mavzer - Sokak İşleri [Full Albüm]
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:19 am

» Windows Vista SP2 Kullanıcılara Sunuldu
tarafından CeZæhra Paz Mayıs 31, 2009 11:11 am

» Portable GreenBox Logo Maker 2.0
tarafından yandakli Perş. Mayıs 28, 2009 12:15 pm

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Forum
Reklam Bölümü
Aralık 2018
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      
TakvimTakvim
Anket

Konuya puan ver
 

Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:57 pm

SU ÇİÇEĞİ HASTALIĞININ TANIMLANARAK KIZAMIKTAN AYIRT EDİLMESİ: Bu büyük bilim adamı, Bağdat Hastanesi'nin başhekimi iken su çiçeğinin ilk bilinen tanımını kesin ve açık bir şekilde ortaya koyar. Bu keşif dünyanın en kapsamlı ansiklopedilerinden biri olan Ana Britannica Ansiklopedisi'nin 11. edisyonu olan 1911 baskısında şu ifadelerle bildirilmektedir:

"Hastalığın ilk bulunuşuna gelince, en güvenilir ifadeler, 9. yüzyıl Arap hekimi Razi tarafından hazırlanan, hastalığın bulgularının kolaylıkla anlaşılır biçimde tanımlandığı, patolojisinin hümoral ve fermantasyon teorileri ile izah edildiği ve tedavisi için talimatların verildiği, bir çalışmada bulunur."

Ana Britannica gibi meşhur bir kaynak muhtemelen, İran asıllı alimin bu keşfini Bağdat'ta yapmasından yola çıkarak kendisini Arap olarak tanıtmaktadır. Bu büyük tıp alimi tarafından yazılan "al-Judari wa al-Hasbah" su çiçeği üzerine yazılmış ilk kitap olup, çeşitli defalar Latince ve diğer Avrupa dillerine tercüme edilmiştir. Kitaptaki dogmatizm eksikliği ve klinik gözlemlere Hippokratik bağlılık, Razi'nin (r.a) tıbbi yöntemlerini göstermektedir:

"Su çiçeğinin döküntülerini, sürekli ateş, sırtta görülen ağrılar, burundaki kaşıntı ve uykudaki sıkıntılar takip eder. Bunlar hastalığın yaklaştığının en özel bulgularıdır. Özellikle ateşle birlikte görülen sırttaki ağrı; sonrasında hastanın tüm vücudunda hissettiği bir iğnelenme; çeşitli zamanlarda belirip kaybolan yüzdeki şişkinlik; her iki yanakta iltihabi bir renk ve ateşli bir kızarıklık; her iki gözün kızarıklığı; tüm vücutta duyulan ağırlık; belirtileri gerinme ve esneme olan büyük huzursuzluk; nefes almada ve öksürmede ufak bir zorlama ile hissedilen boğaz ve göğüs ağrısı; nefesin kuruluğu ve sesteki boğuklaşma; baş ağrısı ve baştaki ağırlık hissi; sıkıntı, bulantı, endişe; (şu farkla ki sıkıntı, bulantı ve endişe kızamıkta su çiçeğine nazaran daha sık görülürken, sırttaki ağrı kızamığa kıyasla daha çok su çiçeğine özeldir); tüm vücudun ateşlenmesi; iltihaplanan bir kolon ve parıldayan bir kızarıklık, özellikle diş etlerinin yoğun bir şekilde kızarıklığı."
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:57 pm

İLK KATARAKT OPERASYONU: Batı dillerine tercüme edilen bir çok eserinden çıkarıldığı kadarıyla katarakt gösteren göz merceğinin ameliyatla çıkarılması ilk kez bu tıp alimi tarafından gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, aynı kaynaklarda gözbebeğinin daralıp, genişlemesi mekanizmasından ilk kez bu bilim adamı tarafından söz edildiği görülmektedir. Bu mekanizmanın "ışığın yoğunluğuna bağlı olarak hareket eden ufak kasların varlığına" bağlı olduğunu açıklamıştır. Bu konudaki günümüzdeki bilgiler, bu alimin çalışmasını teyit etmektedir.
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:58 pm

ALLERJİK ASTIM: Razi (r.a) allerji ve immunoloji noktasında da bilime ilk yön gösterenlerden olmuştur. "Koklama Duyusu" adlı kitabında, ilkbaharda bir gül koklandığında "rinit" oluşumunu izah etmiştir. "Ebu Zeyd Belki'nin ilkbaharda güller kokladığında rinitten müzdarip olmasının nedenleri üzerine bir makale" adlı bu yazısında, allerjik astım ve çiçek tozlarına karşı burun, gözler ve üst solunum yolu mukozalarının allerjik iltihabı ile eşdeğer olan mevsimsel rinitten bahsetmektedir. Razi, aynı zamanda vücuttaki ateş yükselmesi halinin, vücudun hastalıkla savaşma şekli, doğal savunma mekanizması olduğunu ilk farketmiş olan kişidir.
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:58 pm

DİŞ SAĞLIĞI ALANINDAKİ ÇALIŞMALARI: Bir çeşit tedavi edici (terapötik) diş dolgusunu ilk olarak tavsiye eden bu başarılı Müslüman bilim adamı, tüm çürümüş kısmın temizlenip, bu boşluğun sakız ve şap ile doldurulmasını önermiştir. Fakat, muhtemelen bu tedavinin pek devamlılık arz eden bir tedavi olmadığından ötürü, literatürde bu konudan pek bahsedilmemektedir. Razi (r.a) periodontium itihabı için afyon, gül yağı, dişetlerinin hacamat edilmesi (bilimsel anlamıyla sivri uçlu özel alet veya steril iğneler yüzeysel küçük çizgiler oluşturma), kan çekme amacıyla sülük uygulaması veya bir damardan kan almayı önermiştir.__________________
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:58 pm

Atom Nasıl Oluştu?

Görkemli boyutlarıyla insan aklının kavrama sınırlarını zorlayan evren, var olduğu ilk andan itibaren hassas dengeler üzerinde ve büyük bir düzen içerisinde, hiç şaşmadan işlemektedir. Bu muazzam evrenin nasıl var olduğu, nereye doğru gittiği, içindeki düzen ve dengeyi sağlayan kanunların nasıl işlediği ise her devirde insanların merak konusu olmuştur ve halen de olmaya devam etmektedir. Bilimadamları bu konularla ilgili sayısız araştırmalar yapmış, pek çok tez ve teori üretmişlerdir. Evrendeki düzen ve tasarımı akıl ve vicdanlarıyla değerlendiren bilimadamları içinse var olan kusursuzluğu açıklamak hiç de zor olmamıştır. Çünkü bu kusursuz tasarımın tüm evrene hakim olan üstün güç sahibi Allah tarafından yaratıldığı, düşünen ve akleden insanlar için açıkça gözler önüne serilmiş bir gerçektir.

Fakat yaratılış delillerine gözlerini kapamaya çalışan bilimadamları, yıllardır ardı arkası kesilmeyen bu sorulara cevap vermekte çok büyük zorluklar çekmektedirler. Bilimsel gerçeklerle taban tabana zıt olan teorilerini savunmak için demagojilere, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan gerçek dışı kuramlara, çok zorda kalınca ise sahtekarlıklara bile sığınmaktan bile çekinmemektedirler. Fakat 21. yüzyılın eşiğinde olduğumuz şu günlerde bilimsel alanda yaşanan her türlü gelişme bizi tek bir gerçeğe götürmektedir: Evren üstün bir güç ve sonsuz ilim sahibi olan Allah tarafından yoktan var edilmiştir.__________________
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:58 pm

EVRENİN YARATILIŞI

"Evren nasıl var oldu?" sorusu insanların yüzyıllardır cevap aradıkları bir sorudur. Tarih boyunca binlerce evren modeli sunulmuş, binlerce kuram üretilmiştir. Fakat bu teoriler incelendiği zaman hepsinin temelde iki farklı modelden birini savunduğu görülür. Bunlardanbirincisi artık hiçbir bilimsel dayanağı ve geçerliği kalmamış olan sonsuz evren, yani evrenin bir başlangıcının olmadığı fikri, ikincisi ise şu an tüm bilim çevreleri tarafından kabul gören evrenin büyük bir patlama ile yoktan yaratıldığı gerçeğidir. Artık geçerliliğini yitirmiş olan ilk model, evrenin sınırsız olduğunu, sonsuzdan beri var olduğunu, sonsuza kadar da varlığını ve şu anki durumunu koruyacağını savunmaktaydı. Bu sonsuz evren fikri, eski Yunan'da gelişmiş, daha sonra da Rönesans'la birlikte yeniden canlanan materyalist felsefenin bir ürünü olarak Batı bilim dünyasına girmişti. Rönesansın özünde eski Yunan düşünürlerinin eserlerini incelemek yatıyordu. Böylece materyalist felsefe ve bu felsefenin savunduğu sonsuz evren anlayışı, felsefi ve ideolojik kaygılarla tozlu raflardan çıkarılıp, bilimsel bir gerçekmiş gibi insanlara sunuldu.
Karl Marx, Friedrich Engels gibi materyalistlerin, maddeci ideolojilerine çok önemli bir zemin hazırlayan bu fikri büyük bir hevesle sahiplenmeleri, bu modelin, içinde bulunduğumuz yüzyıla taşınmasında en önemli etkenlerden birini oluşturdu.

Sir Fred Hoyle

20. yüzyılın ilk yarısına kadar gündemde olan bu "sonsuz evren" modeline göre, evren için herhangi bir başlangıç veya son söz konusu değildi. Evren yoktan var edilmediği gibi, hiçbir zaman da yok olmayacaktı. Materyalist felsefenin de temelini oluşturan bu teoriye göre evrenin durağan (statik) bir yapısı vardı. Oysa daha sonraları elde edilen bilimsel bulgular bu teorinin tümüyle yanlış ve bilim dışı olduğunu ortaya çıkardı. Evrensonsuzdan beri süregelmiyordu; bir başlangıcı vardı ve yoktan var edilmişti. Evrenin sonsuz olduğu, yani bir başlangıcı olmadığı fikri her zaman için dinsizliğin ve Allah'ı inkar etme yanılgısına düşen ideolojilerin çıkış noktası olmuştur. Çünkü onlara göre evrenin bir başlangıcının olmaması, aynı zamanda bir Yaratıcı'nın da olmadığı anlamına geliyordu. Ama bilim çok geçmeden materyalistlerin bu iddialarının geçersizliğini ve evrenin Büyük Patlama (Big Bang) olarak adlandırılan bir patlama ile yoktan var edilerek başladığını, delilleriyle ortaya koydu. Yoktan var edilmenin ise tek bir anlamı vardı: "Yaratılış". Yani tüm evren sonsuz kudret sahibi olan Allah tarafından yaratılmıştı.

Ünlü İngiliz astronom Sir Fred Hoyle da bu teoriden rahatsız olanlar arasında sayılıyordu. Hoyle, "steady-state" (sabit durum) adındaki teorisiyle evrenin genişlediğini kabul etmekle birlikte, evrenin boyut ve zaman açısından sonsuz olduğunu iddia ediyordu. Bu modele göre, evren genişledikçe madde, gerektiği miktarda, birdenbire, kendi kendine var olmaya başlıyordu. "Sonsuz evren" fikrini desteklemek için son derece zorlama açıklamalarla ortaya atılan bu teori, bilimsel olarak ispatlanan Big Bang kuramıyla taban tabana zıttı. Onlar bu gerçeğe karşı direnmeye devam ettiler, ama tüm bilimsel gelişmeler onları yalanlıyor ve gerçekleri birer birer yüzlerine vuruyordu.
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:59 pm

EVRENİN GENİŞLEMESİ VE BİG BANG GERÇEĞİ

Georges Lemaitre

20. yy. ile birlikte astronomi alanında çok büyük gelişmeler yaşanmaya başlandı. İlk olarak 1922 yılında Rus fizikçi Alexandre Friedmann evrenin durağan bir yapıya sahip olmadığını keşfetti. Einstein'in genel görecelik kuramından yola çıkan Friedmann, en ufak bir etkileşimin evrenin genişlemesine veya büzüşmesine yol açacağını hesapladı. Belçika'nın en ünlü gök bilimcilerinden Georges Lemaitre ise bu hesabın önemini fark eden ilk kişi oldu. Onun bu hesaplamalardan yaptığı çıkarım, evrenin bir başlangıcı olduğu ve bu başlangıçtan itibaren sürekli genişlediğiydi.

Lemaitre'in söylediği çok önemli bir şey daha vardı: Ona göre bu başlangıç anındaki patlamadan arta kalan bir radyasyon olmalıydı ve bu saptanabilirdi. Lemaitre ilk başlarda bilimsel çevrelerde çok büyük destek bulmayan bu açıklamalarının doğruluğundan emindi. Zaten evrenin genişlediğine dair başka kanıtlar da birer birer ortaya çıkıyordu. Bu sıralarda Edwin Hubble isimli Amerikalı astronom kullandığı dev teleskopla gökyüzünü incelerken yıldızların, uzaklıklarına bağlı olarak kızıl renge doğru kayan bir ışık yaydıklarını saptadı. Hubble, California Mount Wilson gözlem evinde yaptığı bu buluşuyla sabit durum teorisini ortaya atan ve yıllardır savunan tüm bilim adamlarına da meydan okuyor, mevcut evren anlayışını temelden sarsıyordu.

Hubble'ın bu tespiti, gözlemin yapıldığı noktaya doğru hareket eden ışıkların tayfının mor yöne doğru, gözlemin yapıldığı noktadan uzaklaşan ışıkların tayfının da kızıl yöne doğru kaydığı fiziksel gerçeğine dayanıyordu. Yani California Mount Wilson gözlem evinden izlenen gök cisimleri dünyamızdan uzaklaşmaktaydılar. Bu gözlemlerin devamı yıldız ve galaksilerin sadece bizden değil, birbirlerinden de uzaklaştıklarını ortaya koyuyordu. Tüm bu gök cisimlerinin birbirlerinden uzaklaşmaları evrenin genişlemekte olduğunu bir kez daha kanıtlıyordu. Bu gelişmelerle ilgili ilginç bir saptamayı David Filkin'in "Stephen Hawking's Universe" isimli kitabından aktaralım:

Edwin Hubble , Alpha Centauri yıldızlarının ışıklarının kızıl ve maviye kaymaları, bu yıldızların birbirlerinin yörüngelerinde hareket ettiklerini ortaya çıkarmıştır. Yapılan gözlemler yörüngelerin 80 yılda tamamlandığını göstermiştir.

"… Lemaitre iki yıla kalmadan ummaya cesaret edemediği bir haber aldı. Hubble galaksilerden gelen ışığın kızıla doğru kaydıklarını gözlemlemişti ve Doppler etkisine göre bu evrenin genişlediği demekti. Artık yalnızca bir zaman sorunuydu. Einstein zaten Hubble'ın çalışmalarıyla ilgileniyordu ve Mount Wilson Gözlem evinde kendisini ziyaret etmek niyetindeydi. Lemaitre de aynı sıralarda California Teknoloji Enstitüsü'nde bir konferans vermeyi ayarladı ve Einstein ile Hubble'ı birlikte bir köşeye sıkıştırmayı başardı. Kendisinin "ilk atom" kuramını adım adım anlatarak tüm evrenin "dünü olmayan bir günde" yaratıldığını söyledi.

Doppler etkisine göre galaksi dünyadan sabit bir uzaklıktaysa ışık dalgalarının spektrumu sabit gözükecektir (üstte), galaksi bizden uzaklaşıyorsa dalgalar uzayacak, kızıla kayacaktır (ortada), galaksi bize doğru yaklaşıyorsa dalgalar sıkışmış gözükecek ve maviye kayacaktır. (altta)
Gereken bütün matematik hesaplarını yapmıştı. Lemaitre sözünü bitirdiğinde kulaklarına inanamadı. Einstein ayağa kalkmış ve o anda duyduklarının "o güne kadar dinlediği en güzel ve en tatmin edici yorum" olduğunu bildirmiş" ve "kozmolojik sabiti yaratmanın yaşamının en büyük hatası olduğunu" itiraf etmişti.1

İşte dünyanın gelmiş geçmiş en önemli bilim adamı sayılan Einstein'ı ayağa fırlatan bu gerçek evrenin bir başlangıcı olduğu gerçeğiydi.

Evrenin genişlemesiyle ilgili yapılan gözlemler arttıkça yeni iddialar da birbirini izliyordu. Bu gerçekten yola çıkan bilimadamları, Lemaitre'in de söylediği gibi, zamanda geriye doğru gittiklerinde sürekli küçülen, küçülen ve sonunda bir nokta kadar kalan bir evren modeliyle karşı karşıya kaldılar. Matematiksel hesaplamalar, evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu "tek nokta"nın, korkunç çekim gücü nedeniyle "sıfır hacme" sahip olacağını gösterdi. Evren, sıfır hacme sahip bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı ve bu patlamaya "Big Bang" (Büyük Patlama) adı verildi.

Big Bang'in gösterdiği önemli bir gerçek vardı: Sıfır hacim "yokluk" anlamına geldiğine göre, evren "yok" iken "var" hale gelmişti. Bu ise, evrenin bir başlangıcı olduğu anlamına geliyor ve böylece materyalizmin "evren sonsuzdan beri vardır" varsayımını geçersiz kılıyordu.
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:59 pm

DELİLLERİYLE BÜYÜK PATLAMA

Evrenin büyük bir patlama sonrasında oluşmaya başladığı gerçeğinin kesinlik kazanması üzerine astrofizikçiler araştırmalarını hızlandırdılar. George Gamov'a göre evrenin bu patlama ile oluşması durumunda, patlamadan arta kalan ve evrenin her yanına eşit şekilde dağılmış bulunan bir radyasyonun olması gerekiyordu.

Bu varsayımı takip eden yıllarda tüm bilimsel buluşlar bütünüyle Big Bang'i doğrular şekilde birbirini izledi. 1965 yılında Arno Penzias ve Robert Wilson adlı iki araştırmacı bu dalgaları bir rastlantı sonucunda keşfettiler. "Kozmik Fon Radyasyonu" adı verilen bu radyasyon, uzaydaki belli bir kaynaktan yayılan herhangi bir radyasyondan farklıydı.

Olağanüstü bir eş yönlülük sergiliyordu. Başka bir ifade ile yerel kökenli değildi, yani belirli bir kaynağı yoktu, evrenin tümüne dağılmış bir radyasyondu. Böylece uzun süredir evrenin her yerinden eşit ölçüde ısı dalgası şeklinde tesbit edilen bu radyasyonun, Big Bang'in ilk dönemlerinden kalma olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu rakam bilim adamlarının önceden öngördükleri rakama çok yakındı. Penzias ve Wilson, Big Bang'in bu ispatını deneysel olarak ilk gösteren kişiler oldukları için Nobel Ödülü kazandılar.

Arno Penzias ve Robert Bob Wilson'un kozmik fon radyasyonunu ilk keşfettikleri Bell Laboratuvarı'ndaki dev boynuz anten. Penzias ve Wilson bu keşiflerinden dolayı 1978 yılında Nobel ödülü aldılar.

George Smoot

George Smoot ve NASA'daki ekibinin, Penzias ve Wilson'ın ölçümlerini doğrulaması uzaya gönderilen COBE uydusu sayesinde, yalnızca sekiz dakika sürdü. Uyduda bulunan hassas tarayıcıların elde ettikleri sonuçlar Big Bang için yeni bir zaferi de beraberinde getiriyordu. Tarayıcılar Big Bang'in ilk anlarındaki sıcak ve yoğun ortamın kalıntılarının gerçekliğini doğruluyorlardı. COBE Big Bang'in doğruluğunu delilleriyle onaylamıştı ve bilim çevreleri bu açık gerçeği kabul etmek durumundaydılar.


Evrenin büyük bir patlama sonucu oluştuğunu delillendiren COBE uydusunun fırlatılış anı
Bir başka delil ise uzaydaki hidrojen ve helyum gazlarının miktarının hesaplanmasıyla ortaya çıktı. Buna göre evrendeki hidrojen-helyum gazlarının oranı, Big Bang'den arta kalan hidrojen-helyum oranının teorik olarak hesaplanan miktarıyla büyük bir benzerlik gösteriyordu.

Bu delillerin ortaya çıkması, Big Bang'in bilim dünyasında kesin kabul görmesiyle sonuçlandı. Ünlü bilim dergisi Scientific American, 1994 yılının Ekim ayı sayısında "Big Bang modeli yüzyılımızın kabul görmüş tek modeli" diyordu.

Uzun yıllar boyunca "sonsuz evren" fikrini savunan isimlerden de itiraflar birer birer geliyordu. Fred Hoyle ile birlikte uzun yıllar sabit durum teorisini savunan Dennis Sciama, Big Bang gerçeği karşısında düştükleri içler acısı durumu şöyle anlatır:

Sabit durum teorisini savunanlarla, onu test eden ve bence onu çürütmeyi uman gözlemciler arasında, bir dönem çok sert çekişme vardı. Bu dönemde ben de bir rol üstlenmiştim. Çünkü gerçekliğine inandığım için değil, gerçek olmasını istediğim için 'sabit durum' teorisini savunuyordum. Teorinin geçersizliğini savunan kanıtlar ortaya çıkmaya başladıkça Fred Hoyle bu kanıtları karşılamada lider rol üstlenmişti. Ben de yanında yer almış, bu düşmanca kanıtlara nasıl cevap verilebileceği konusunda fikir yürütüyordum. Ama kanıtlar biriktikçe artık oyunun bittiği ve sabit durum teorisinin bir kenara bırakılması gerçeği ortaya çıkıyordu.2
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 5:59 pm

ALLAH EVRENİ YOKTAN VAR ETMİŞTİR

Gelişen bilimin ortaya çıkardığı tüm delillerle birlikte "sonsuz evren" kavramı da tarihe karışmış oluyordu. Bunun arkasından ise daha önemli sorular ortaya çıkıyordu. Bu büyük patlamadan önce ne vardı? "Yok" olan evreni "var" hale getiren güç neydi?

Büyük patlama öncesinde ne olduğu sorusuna verilecek tek bir cevap vardır. Bu da elbette ki yerleri ve gökleri büyük bir düzen içinde yaratan, üstün güç ve kudret sahibi Allah'tır. Pek çok bilimadamı, inançlı olsun ya da olmasın, bu gerçeği kabul etmek zorundadır. Bilimsel platformlarda bu gerçeği kabul etmeseler bile, cümleleri arasına sıkışan itirafları onları ele vermektedir. Ünlü ateist felsefeci An.thony Flew itiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söyleyip, konuşmasına şöyle devam eder:

İtiraflarda bulunmanın insan ruhuna iyi geldiğini söylerler. Ben de bir itirafta bulunacağım: Big Bang modeli, bir ateist açısından oldukça sıkıntı vericidir. Çünkü bilim, dini kaynaklar tarafından savunulan bir iddiayı ispat etmiştir: Evrenin bir başlangıcı olduğu iddiasını. Ben hala ateizme inanıyorum, ama bunu Big Bang karşısında savunmanın pek kolay ve rahat bir durum olmadığını itiraf etmeliyim.

İngiliz materyalist fizikçi H. P. Lipson gibi bazı bilim adamları ise Big Bang teorisini ister istemez kabul etmek zorunda olduklarını itiraf eder:

Bence, bu noktadan daha da ileri gitmek ve tek kabul edilebilir açıklamanın yaratılış olduğunu onaylamak zorundayız. Bunun ben dahil çoğu fizikçi için son derece itici olduğunun farkındayım, ama eğer deneysel kanıtlar bir teoriyi destekliyorsa, bu teoriyi sırf hoşumuza gitmediği için reddetmemeliyiz.4
Sonuç olarak bilim, materyalist bilim adamlarının önüne isteseler de istemeseler de tek bir gerçeği koymaktadır: Madde ve zaman, sonsuz güç sahibi olan, gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri kusursuzca var eden bir Yaratıcı, her şeye kadir olan Allah tarafından yaratılmıştır.__________________
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 6:00 pm

MADDENİN AN AN YARATILIŞI

Big Bang teorisinin de bir kez daha ortaya koyduğu gibi, Allah evreni yokluktan var etmiştir. Bu büyük patlama, her yönüyle insanı düşündüren, tesadüflerle izah edilemeyecek ince hesaplar ve detaylarla doludur. Patlamanın her anındaki sıcaklık, atom parçacıklarının sayısı, o anda devreye giren kuvvetler ve bu kuvvetlerin şiddetleri çok hassas değerlere sahip olmalıdır. Bu değerlerin birinin bile sağlanamaması durumunda, bugün içinde yaşadığımız evren var olamazdı. Kastettiğimiz değerlerin herhangi birinin matematiksel olarak "0"a yakın bir miktarda dahi değişmesi, bu sonu hazırlamaya yeterlidir.
Kısacası evren ve onun yapı taşı olan atomlar Büyük Patlama anından hemen sonra Allah'ın yarattığı bu dengeler sayesinde yoktan var olmaya başlamıştır. Bilim adamları bu oluşum sırasında meydana gelen olayların mükemmel zamanlamalarını ve bu zamanlamalarda devrede olan fizik kurallarının düzenini anlamak için sayısız çalışmalar yapmışlardır. Bugün artık bu konuda çalışma yapan tüm bilimadamlarının kabul ettiği gerçekler şunlardır:

"0" anı: Ne maddenin, ne de zamanın var olmadığı ve patlamanın gerçekleştiği bu "an", fizikte t (zaman) = 0 anı olarak kabul edilmektedir. Yani t=0 anında hiçbir şey yoktur. Yaratılmanın başladığı bu "an"dan önceyi tarif edebilmek için, o anda var olan fizik kurallarını bilmemiz gerekir. Çünkü şu an var olan fizik kanunları patlamanın ilk anlarında geçerli değildir.

Fiziğin tanımlayabildiği olaylar en küçük zaman birimi olan 10-43 saniyeden itibaren başlar. Bu, insan aklının asla kavrayamayacağı bir zaman dilimidir. Peki acaba, hayal bile edemediğimiz, bu küçük zaman aralığında neler olmuştur? Fizikçiler bu anda meydana gelen olayları tüm detaylarıyla açıklayabilecek bir teoriyi şu ana kadar geliştirememişlerdir.5

Çünkü bilim adamlarının ellerinde hesap yapabilmeleri için gereken malzeme yoktur. Matematik ve fizik kurallarının tanımları bu sınırda tıkanıp kalmıştır. Yani her bir detayı çok hassas dengeler üzerine kurulmuş bu patlamanın öncesi de, bu ilk anları da fiziğin ve insanın kavrama gücününötesinde bir yaratılışa sahiptir...

Zamanın olmadığı bir andan başlayan bu yaratılışı an an madde evreninin ve fizik kurallarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Şimdi bu patlamada çok kısa süre içerisinde büyük bir hassasiyetle meydana gelen olaylara bir göz atalım:

Yukarıda da belirttiğimiz gibi fizikte her şey 10-43 saniye sonrasından itibaren hesaplanabilir ve ancak bu andan sonra enerji ve zaman tarif edilebilir. Yaratılışın bu anında, sıcaklık değeri 1032 (100.000.000.000.000.000.-000.000.000.000.000) derecedir. Bir kıyaslama yapacak olursak, güneşin sıcaklık derecesi milyonlarla (108), güneşten çok büyük yıldızların sıcaklığı ise ancak milyarlarla (1011) ifade edilir. Şu an tespit edebildiğimiz en yüksek sıcaklık milyar derecelerle sınırlıyken, 10-43 anındaki sıcaklığın ne derece yüksek olduğu konusunda bir kıyas yapabilmek mümkündür.

10-43 saniyelik bu dönemden bir aşama ileri gidip saniyenin 10-37 olduğu zamana geliriz. Bu iki süre arasındaki aralık bir-iki saniye gibi bir an değildir. Saniyenin katrilyon kere katrilyonda biri kadar bir zaman aralığından bahsedilmektedir. Sıcaklık yine olağanüstü yüksek olup 1029 (100.000.000.-000.000.000.000.000.000.000)°C değerindedir. Bu aşamada henüz atomlar yaratılmamıştır.6

Bir adım daha atıp 10-2 saniyelik döneme giriyoruz. Bu aralık, bir saniyenin yüzde birini ifade etmektedir. Bu zaman dilimi içinde sıcaklık 100 milyar derecedir. Bu dönemde "ilk evren" şekillenmeye başlamıştır. Daha atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötron gibi parçacıklar görünürde yoktur. Ortada sadece elektron ve onun zıttı olan pozitron (anti-elektron) vardır. Çünkü evrenin o anki sıcaklığı ve hızı sadece bu parçacıkların oluşmasına izin verir. Yokluğun ardından patlama gerçekleşeli daha 1 saniye bile geçmeden, elektron ve pozitronlar oluşmuştur.
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 27 Kayıt tarihi : 24/10/08 Mesaj Sayısı : 80 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : antalya İş/Hobiler : web-tasarım-shop... Lakap : APACHE
Rep sistemi
Aktiflik:
100000/100000  (100000/100000)
Başarı Puanı:
100000/100000  (100000/100000)
Güçlülük:
100000/100000  (100000/100000)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 6:00 pm

Bu andan sonra oluşacak her atom parçacığının hangi anda ortaya çıkacağı çok önemlidir. Çünkü şu andaki fizik kurallarının ortaya çıkması için her parçacık özel bir anda ortaya çıkmak zorundadır. Hangi parçanın önce oluşacağı çok büyük bir önem taşımaktadır. Bu sıralama ya da zamanlamadaki en ufak bir oynama sonucunda, evrenin bugünkü haline gelmesi mümkün olmazdı.

Şimdi burada durup biraz düşünelim.

Büyük Patlama teorisi, evreni oluşturan tüm maddenin yokluktan ortaya çıktığını göstermesiyle Allah'ın varlığının bir delilini ortaya koymuş oldu. Ancak bununla kalmadı, Büyük Patlama'nın ardından henüz 1 saniye bile geçmeden atomun yapıtaşlarının da yoktan var olduğunu gösterdi. Bu parçacıkların sahip olduğu inanılmaz denge ve düzene dikkat etmek gerekir. İlerleyen sayfalarda daha detaylı anlatacağımız bu dengeler sayesinde evren bugünkü durumundadır ve yine bu dengeler sayesinde bizler yaşamımızı rahatça sürdürebiliriz. Kısacası, büyük bir karmaşa ve düzensizlik yaratması beklenebilecek bir patlamanın ardından mükemmel bir düzen, bizlerin "fizik kuralları" olarak adlandırdığı değişmeyen kanunlar ortaya çıkmıştır. Bu ise, Büyük Patlama da dahil evrenin yaratılışından itibaren her anınkusursuzca tasarlandığını bizlere kanıtlamaktadır.
Şimdi kaldığımız yerden gelişmeleri izlemeye devam edelim.

Bir aşama sonra, 10-1 saniye kadar bir zamanın geçtiği bir ana geliriz. Bu sırada sıcaklık 30 milyar derecedir. t=0 anından bu döneme gelene kadar henüz 1 saniye bile geçmemiştir. Ancak atomun diğer parçacıkları olan nötron ve protonlar artık belirmeye başlamıştır. Daha sonraki bölümlerde kusursuz yapılarını inceleyeceğiniz nötron ve protonlar, işte bu şekilde yokluktan "an"dan bile kısa bir süreiçerisinde yaratılmışlardır.

Patlamadan sonraki 1. saniyeye gelelim. Bu dönemdeki kütlesel yoğunluğun derecesine baktığımızda, yine olağanüstü büyük bir rakamla karşı karşıya olduğumuzu görürüz. Yapılan hesaplamalara göre bu dönemdeki mevcut kütlenin yoğunluk değeri, litre başına 3.8 milyar kilogramdır. Milyar kilogram olarak ifade edilen bu rakamı, aritmetik olarak tespit edebilmek ve bu rakamı kağıt üzerinde göstermek kolaydır. Ancak, bu değeri tam olarak kavrayabilmek mümkün değildir. Bu rakamın büyüklüğünü daha kolay ifade edebilmek için çok basit bir örnek verecek olursak; "Himalayalardaki Everest tepesi bu yoğunluğa sahip olsaydı, kazanacağı çekim kuvveti ile dünyamızı bir anda yutabilirdi" diyebiliriz.7

Bir sonraki zaman diliminin en belirgin özelliği ise sıcaklığın oldukça düşük bir değere ulaşmış olmasıdır. Evren artık yaklaşık 14 saniyelik bir ömre sahiptir ve sıcaklık da 3 milyar derecedir ve çok müthiş bir hızla genişlemeye devam etmektedir.

Hidrojen ve helyum çekirdekleri gibi kararlı atom çekirdeklerinin oluşmaya başladığı dönem de işte bu dönemdir. Yani bir proton ile bir nötron ilk defa yan yana durabilecekleri bir ortam bulmuşlardır. Kütleleri var ile yok arası olan bu iki parçacık olağanüstü bir çekim oluşturarak, o müthiş yayılma hızına karşı koymaya başlamışlardır. Ortada son derece bilinçli, kontrollü bir gidiş olduğu bellidir. İnanılmaz bir patlamanın ardından, büyük bir denge, hassas bir düzen oluşmaktadır. Protonlar ve nötronlar bir araya gelmeye, maddenin yapı taşı olan atomu oluşturmaya başlamışlardır. Oysa bu parçacıkların, maddeyi oluşturabilmek için gerekli hassas dengeleri sağlayabilecek bir güce ve bilince sahip olmaları elbette ki mümkün değildir.

Bu oluşumu takip eden dönemde, evrenin sıcaklığı 1 milyar dereceye düşmüştür. Bu sıcaklık güneşimizin merkez sıcaklığının 60 katıdır. İlk dönemden bu döneme kadar geçen süre sadece 3 dakika 2 saniyedir. Artık foton, proton, anti-proton, nötrino ve anti-nötrino gibi atom altı parçacıklar çoğunluktadır. Bu dönemde var olan tüm parçacıkların sayıları ve birbirleri ile olan etkileşimleri çok kritiktir. Öyle ki, herhangi bir parçacığın sayısındaki en ufak bir farklılık, bunların belirlediği enerji düzeyini bozacak ve enerjinin maddeye dönüşmesini engelleyecektir.

Örneğin elektron ve pozitronları ele alalım: Elektron ve pozitron bir araya geldiğinde enerji açığa çıkar. Bu sebeple ikisinin de sayıları çok önemlidir. Diyelim ki 10 birim elektron ve 8 birim pozitron karşı karşıya geliyor. Bu durumda, 10 birim elektronun 8 birimi, yine 8 birim pozitronla etkileşime girer ve böylece enerji açığa çıkar. Sonuçta, 2 birim elektron serbest kalır. Elektron, evrenin yapı taşı olan atomu oluşturan parçacıklardan biri olduğundan, evrenin var olabilmesi için bu dönemde gerekli miktarda elektron olması şarttır. Az önceki örnek üzerinde düşünmeye devam edersek, karşı karşıya gelen elektron ve pozitronlardan, eğer pozitronların sayısı daha fazla olsaydı, sonuçta açığa çıkan enerjiden elektron yerine pozitronlar arta kalacak ve madde evreni asla oluşamayacaktı. Pozitron ve elektronların sayısı eşit olsaydı, bu kez de ortaya sadece enerji çıkacak, maddesel evrene dair hiçbir şey oluşmayacaktı. Oysa elektron sayısındakibu fazlalık, sonradan evrendeki protonların sayısına eşit olacak şekilde çok hassas bir ölçüyle ayarlanmıştır. Çünkü daha sonradan oluşacak olan atomda, elektron ve proton sayıları birbirine eşit olacaktır.

Steven Weinberg

İşte, Büyük Patlama'dan sonra ortaya çıkan parçacıkların sayısı bu kadar ince bir hesapla belirlenmiş ve sonuçta madde evreni oluşabilmiştir. Prof. Dr. Steven Weinberg bu parçacıklar arasındaki etkileşimin ne derece kritik olduğunu şu sözleriyle vurgulamaktadır:

Evrende ilk birkaç dakikada gerçekten de kesin olarak eşit sayıda parçacık ve karşıt parçacık oluşmuş olsaydı, sıcaklık 1.000.000.000 derecenin altına düştüğünde, bunların tümü yok olur ve ışınım dışında hiçbir şey kalmazdı. Bu olasılığa karşı çok iyi bir kanıt vardır: Var olmamız. Parçacık ve karşı parçacıkların yok olmasının ardından şimdiki evrenin maddesini sağlamak üzere geriye bir şeylerin kalabilmesi için, pozitronlardan biraz daha çok elektron, karşı protonlardan biraz daha çok proton ve karşı nötronlardan biraz daha çok nötron var olmalıydı.

İlk dönemden bu yana toplam 34 dakika 40 saniye geçmiştir. Evrenimiz artık yarım saat yaşındadır. Sıcaklık milyar derecelerden düşmüş, 300 milyon dereceye ulaşmıştır. Elektronlarla pozitronlar birbirleriyle çarpışarak enerji açığa çıkarmayı sürdürürler. Artık atomu oluşturacak olan parçacıkların sayıları, madde evreninin oluşmasına imkan sağlayacak şekilde dengelenmiştir.

Helyum Atomu

Patlamanın hızının nispeten yavaşlamasıyla birlikte neredeyse kütlesi dahi olmayan bu parçacıklar birbirlerinin etkisine girmeye başlarlar. İlk hidrojen atomu, bir elektronun bir protonun yörüngesine girmesiyle oluşur. Bu oluşumla birlikte evrende göreceğimiz temel kuvvetlerle tanışmış oluruz.

İnsan kavrayışının çok üstünde bir tasarım ürünü olan ve yapıları çok hassas dengeler üzerine oturan bu parçacıkların tesadüfler sonucu bir araya gelip, üstelik de hepsinin aynı davranışta bulunmaları kuşkusuz imkansızdır. Bu kusursuzluk, üzerinde araştırma yapan herkesi çok önemli bir gerçeğe götürür. Ortada üstün bir "yaratılış" ve bu yaratılışın her anında eşsiz bir kontrol vardır. Çünkü patlama sonrasında meydana gelen her parçacığın belirli bir zamanda, belirli bir ısıda ve belirli bir hızla oluşmaları gerekir.

Öyleki bu haliyle, adeta kurulmuş bir saat gibi çalışan bu sistem, çalışmaya başlamadan önce bu ince ayarlarıyla birlikte programlanmıştır. Yani büyük patlama ve onun sonucunda ortaya çıkan kusursuz evren, patlama başlamadan önce tasarlanmış ve daha sonra harekete geçirilmiştir.

Evreni düzenleyen, tasarlayan ve kontrol eden bu irade, elbette ki her şeyin yaratıcısı olan Allah'tır.

Bu tasarım yalnızca atomda değil, evrenin büyük küçük her kütlesinde gözlemlenebilir. Başlangıçta birbirinden ışık hızıyla kopup uzaklaşan bu parçacıklardan yalnızca hidrojen atomları oluşmakla kalmamış, bugünkü evrenin içerdiği bütün muazzam sistemler, diğer atomlar, moleküller, gezegenler, güneşler, güneş sistemleri, galaksiler, kuasarlar, vs. muhteşem bir plan, ölçü ve denge içinde sırayla meydana gelmişlerdir. Sadece bir atomun oluşması için gereken parçacıkların şans eseri bir araya gelmeleri, hassas dengeleri oluşturmaları dahi imkansızken, gezegenlerin, galaksilerin, kısacası evrendeki işleyişi sağlayan tüm sistemlerin hepsinin teker teker şans eseri oluşup dengelere kavuştuğunu iddia etmek tamamen akıl ve mantık dışı olur. Bu eşsiz tasarımı yapan irade tüm evrenin Yaratıcısı olan Allah'tır.

Hidrojen Atomu

Oluşumu tek başına bir mucize olan hidrojen atomunu diğer atomların oluşması takip etmiştir. Ancak, burada hemen akla "diğer atomlar neye göre oluştu, niçin tüm proton ve nötronlar sadece hidrojen atomunu oluşturmadılar, parçacıklar hangi atomdan ne kadar oluşturacaklarına nasıl karar verdiler?..." gibi sorular gelmektedir. Bu soruların cevabı bizi yine aynı sonuca götürmektedir: Hidrojenin ve onu takip eden tüm atomların ortaya çıkışında büyük bir kudret, kontrol ve tasarım vardır. Bu kontrol ve tasarım insan aklının sınırlarını zorlayan, ortada açık bir "yaratılış" olduğunu gösteren özelliktedir. Büyük Patlama ile ortaya çıkan fizik kuralları, aradan geçen yaklaşık 17 milyar yıllık zamanda herhangi bir değişikliğe uğramamıştır. Üstelik bu kurallar öyle ince hesaplar neticesinde var edilmişlerdir ki, bugünkü değerlerinden milimetrik sapmalar bile tüm evrendeki yapıyı ve düzeni alt üst edebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu noktada ünlü fizikçi Prof. Stephen Hawking'in konuyla ilgili sözleri ilgi çekicidir. Hawking, anlatılan olayların aslında kavrayabildiğimizden çok daha ince hesaplar üzerine kurulduğunu şöyle açıklamaktadır:

Eğer Big Bang'ten bir saniye sonra genişleme oranı, 100.000 milyon kere milyonda bir değeri kadar az olsaydı, evren genişlemeyi bırakıp kendi içine çökecekti.

Bu derece ince hesaplar üzerine kurulmuş olan Büyük Patlama, zamanın, mekanın ve maddenin kendiliğinden var olmadığını, herşeyin Allah tarafından yaratıldığını açıkça ortaya koymaktadır. Çünkü yukarıda anlatılan olayların, başıboş tesadüfler sonucu meydana gelmesi ve evrenin yapı taşı olan atomu oluşturması kesinlikle mümkün değildir.

Nitekim bu konu ile ilgilenen pek çok bilim adamı evrenin yaratılışında sonsuz bir kuvvetin varlığını ve büyüklüğünü kabul etmiş durumdadır. Ünlü astrofizikçi Hugh Ross evrenin Yaratıcısı'nın tüm boyutların üzerinde olduğunu şöyle açıklar: Zaman, olayların meydana geldiği boyuttur. Eğer zaman, patlamayla birlikte ortaya çıkmışsa, o zaman evreni meydana getiren nedenin evrendeki zaman ve mekandan tamamen bağımsız olması gerekir. Bu bize Yaratıcı'nın evrendeki tüm boyutların üzerinde olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda Yaratıcı'nın bazılarının savunduğu gibi evrenin kendisi olmadığını ve evreni kapladığını, sadece evrenin içindeki bir güç olmadığını kanıtlıyor.10
Big Bang'in en önemli özelliği, bu teoriyle insanların Allah'ın gücünü daha iyi anlama imkanı bulmalarıdır. İçinde barındırdığı tüm maddelerle birlikte bir evrenin yoktan meydana gelmesi Allah'ın gücünün en büyük delillerindendir. Patlama sırasındaki enerjinin hassas dengesi ise, Allah'ın ilminin sonsuzluğunu düşündürtmeye yönelik çok büyük bir işarettir.
_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yokk.com
Yazar Mesaj

Administrator

avatar


Erkek
Yaş : 25 Kayıt tarihi : 21/09/08 Mesaj Sayısı : 310 Rep Kademesi: Administrator
Nerden : Sinop İş/Hobiler : Lakap :
Rep sistemi
Aktiflik:
99/100  (99/100)
Başarı Puanı:
99/100  (99/100)
Güçlülük:
99/100  (99/100)
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

MesajKonu: Geri: Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...   Paz Ekim 26, 2008 8:02 pm

paylaşım için çok tşk edr
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Yazar Mesaj

Bilimde ki;kuramlar,teoriler,uzay,canlılar,araştırmalar,ye niler...

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
KuZeN FoRuM :: BİLGİSAYAR-İNTERNET-TEKNOLOJİ :: Bilim ve Teknoloji -
Forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Yetkinblog.com